
Görüntü Üzerine ChatGPT ile Diyalog – 2 / A Dialogue with ChatGPT On The Image – 2
Scroll Down For English AI Translation Görüntü Üzerine ChatGPT İle Diyalog – 2 * Bu deneyde, ChatGPT’nin verdiği cevaplara bakmadan aynı soruları sorduk. Oktay’a verilen cevapları şu linkten okuyabilirsiniz. https://workofimage.org/goruntu-uzerine-yapay-zeka-ile-diyalog-a-dialogue-with-artificial-intelligence-on-the-image/ (Oktay, Alper) Alper: – Yapay zeka ile birlikte sanat öldü. ChatGPT: – Bunu söylediğinde neyi kastettiğini biraz anlayabiliyorum. Ama hemen karşı çıkmak da istemiyorum. Çünkü bence bu cümlenin içinde, yalnızca yapay zekânın sanat üretmesiyle ilgili olmayan, daha derin bir mesele var. Yapay zekâ, bir görüntüyü üretmek için yıllarca fotoğraf çekmeyi, bir filmi yapmak için yıllarca dünyayı kaydetmeyi, bir metni yazmak için uzun süre düşünmeyi beklemiyor. Üstelik bütün bunları yaparken ortaya çıkan şey, çoğu zaman sanat eseri olarak tanınabilecek kadar ikna edici görünüyor. Böylece bir eserin ortaya çıkmasıyla, o eserin arkasında…

Görüntü Üzerine ChatGPT ile Diyalog – 1 / A Dialogue with ChatGPT On The Image – 1
Scroll Down For English AI Translation Görüntü Üzerine ChatGPT İle Diyalog – 1 * Bu deneyde, ChatGPT’nin verdiği cevaplara bakmadan aynı soruları sorduk. Alper’e verilen cevapları şu linkten okuyabilirsiniz. https://workofimage.org/goruntu-uzerine-yapay-zeka-ile-diyalog-2-a-dialogue-with-artificial-intelligence-on-the-image-2/ (Oktay, Alper) Oktay: – Yapay zeka ile birlikte sanat öldü. ChatGPT: – Bence “sanat öldü” demekten ziyade, sanatın ne olduğu konusundaki eski tanım sarsıldı demek daha doğru. Yapay zekâ bir tuşa basarak etkileyici görüntüler üretebiliyor. Bu, özellikle emek, ustalık ve özgünlük üzerinden değer gören sanatçılar için gerçekten rahatsız edici bir değişim. Çünkü daha önce aylar süren bir işin gerektirdiği teknik becerinin bir kısmı artık saniyeler içinde taklit edilebiliyor. Ama sanat yalnızca ortaya çıkan görüntü değil. Neden onu yaptığın, ne yaşadığın, neyi söylemeye çalıştığın ve o eserin senin hayatınla nasıl ilişkili…

Büyülü Dallar / Enchanted Branches
(Scroll Down For English Translation) Büyülü Dallar İzmir Bayraklı’da 2024 senesinde çıkan orman yangınından yaklaşık 6 ay sonrası. Olabildiğince gri gökyüzü yanmış bir ormanın tepesinde göreceklerimize eşlik ediyor. Uzaktan baktığınızda gri-kahverengi-siyah dokuda dalları görebiliyorsunuz, ağaçları değil, ormanı da değil, dalları… Ağacın gövdesinden öte sanki tek başına başka bir şeye dönüşmüş dallar. Yangının ilk günlerindeki gibi olmadıkları kesin, ama artık ağaca ait değiller gibi, insanın da işine yaramaz. Dokusundaki karbonun çoğu gitmiş. Kolayca kırılmaya müsaitler, içten içe yanmışlar kelimenin tam anlamıyla. Bu yüzden hepsi aynı siyahlıkta değil, çok ince renk ayrımları var aralarında. Hepsinin yanma hikayesi farklı olsa gerek… Bir yerde bu dallara dikenli teller dolanmış, demirin grisi dallardan daha canlı rengiyle kendisini belli ediyor. Sanki uygarlığa dair gördüğümüz her şeyde…

Kapitalizme Karşı Hayat Bilgimiz / Our Knowledge of Life Against Capitalism
(Scroll down for English AI Translation) Kapitalizme Karşı Hayat Bilgimiz Andorra’dan Adıyaman’a Depremi Düşünmek Max Frisch’in “Andorra” (1) isimli tiyatro oyununu okuduğumda 15 yaşındaydım. Lisede Almanca dersinde, böylesi dersleri belki de kazara vermek durumunda kalan hocamız Johannes Müller bize bu tiyatro oyununun Almancasını tüm yabancılaşmalarımıza rağmen sabırla okutuyordu. Derste anlamadığımız şeylerle çoğu zaman dalga geçme eğilimindeydik. Hocamız ise sabırla bize her defasında “farklı” yazarlardan okumalar verirdi. Andorra, önyargılarla ve ayrımcılıkla sarmalanan toplumsal davranış kodlarına rağmen, Andi isimli bir gencin hayalî Andorra kentinde verdiği varoluş mücadelesini konu alıyordu. O zamanlardan bugüne dersten bir an aklıma kazınmış durumda… “Andorra”da ayrımcılığın en görünür olduğu bir sahnede yaşanan çatışmaları hocamız “deprem gibi” diyerek yorumlamıştı. Bir deprem anının çok kaotik ve sarsıcı olması gerektiğini düşünmüştüm…

Doğru İmajı Ararken Görüntüyü Kaybetmek / Losing the Image While Searching for the Right Image
(Scroll Down For English) Doğru İmajı Ararken Görüntüyü Kaybetmek – Video Diyalog Oktay İnce – Alper Şen Oktay: Angela (Melitopoulos) daha önce bütün meselelerini tümü ile imaj merkezli anlatıyordu ve görüntünün gücü bütün filmlerinde ya da videolarında aslında görüntüyle birlikte sesle – kendi okuduğu metinlerin sesi anlamında değil – ya almış olduğu görüntülerin orijinal sesiyle, ya da başka yerlerden kaydedilmiş seslerin görüntülere kurgulanarak oluşturduğu etkiler merkezinden geliyordu. Böyle bir tarzda görüntüyle sesi farklı düşünmüyoruz. Video dediğimizde, ses ve görüntünün birlikteliği anlamına geliyor. Anlamı daha önce videonun görüntüsü ve sesi kurarken, şimdi artık söz merkezli bir montaj biçimine geçmiş. Burada artık görüntü kendisi doğrudan konuşan ve derdini anlatan bir araç olmaktan çıkmış, tamamıyla söylenecek olan sözlerin ya da okunacak olan metnin…

Zor Zamanlarda Toplumsal Mücadeleye Dair Film Yapmak Üzerine / On Making Films About Social Struggles in Difficult Times
(Scroll down for English) Zor Zamanlarda Toplumsal Mücadeleye Dair Film Yapmak Üzerine Önyargısı bol ve keskin bir yorum: “Politik mücadele veren aktivistlerin arasına giren sanatçılar /sinemacılar kimi zaman bal kovanına giren eşek arısı gibidirler”: Dayanışma topluluklarına katıldıklarında her toplantıda bu mücadelenin filmini ya da sergisini yapmanın ne kadar önemli olduğundan, daha çok kişiye ulaşmak için bunun gerekli olduğundan bahsederler ve zamanla bu fikre mesafeli yaklaşan kişileri de ikna ederler. Bir süre sonra sadece bu konuda üretilecek film ya da sanat çalışmaları için bu aktivist grup toplantılar yapmaya başlar. Sonuçta bu mücadelenin en önemli amaçlarından biri de sesinizi bu medya cangılında duyurabilmektir. Bu üretimin nasıl gerçekleşeceği konusunda gönüllü hareket etmek gerektiğinin altı çizilir, ancak çalışmanın “profesyonel” olup olamayacağına dair şüpheler de…
Metinler