
Kapitalizme Karşı Hayat Bilgimiz / Our Knowledge of Life Against Capitalism
(Scroll down for English AI Translation) Kapitalizme Karşı Hayat Bilgimiz Andorra’dan Adıyaman’a Depremi Düşünmek Max Frisch’in “Andorra” (1) isimli tiyatro oyununu okuduğumda 15 yaşındaydım. Lisede Almanca dersinde, böylesi dersleri belki de kazara vermek durumunda kalan hocamız Johannes Müller bize bu tiyatro oyununun Almancasını tüm yabancılaşmalarımıza rağmen sabırla okutuyordu. Derste anlamadığımız şeylerle çoğu zaman dalga geçme eğilimindeydik. Hocamız ise sabırla bize her defasında “farklı” yazarlardan okumalar verirdi. Andorra, önyargılarla ve ayrımcılıkla sarmalanan toplumsal davranış kodlarına rağmen, Andi isimli bir gencin hayalî Andorra kentinde verdiği varoluş mücadelesini konu alıyordu. O zamanlardan bugüne dersten bir an aklıma kazınmış durumda… “Andorra”da ayrımcılığın en görünür olduğu bir sahnede yaşanan çatışmaları hocamız “deprem gibi” diyerek yorumlamıştı. Bir deprem anının çok kaotik ve sarsıcı olması gerektiğini düşünmüştüm…

Doğru İmajı Ararken Görüntüyü Kaybetmek / Losing the Image While Searching for the Right Image
(Scroll Down For English) Doğru İmajı Ararken Görüntüyü Kaybetmek – Video Diyalog Oktay İnce – Alper Şen Oktay: Angela (Melitopoulos) daha önce bütün meselelerini tümü ile imaj merkezli anlatıyordu ve görüntünün gücü bütün filmlerinde ya da videolarında aslında görüntüyle birlikte sesle – kendi okuduğu metinlerin sesi anlamında değil – ya almış olduğu görüntülerin orijinal sesiyle, ya da başka yerlerden kaydedilmiş seslerin görüntülere kurgulanarak oluşturduğu etkiler merkezinden geliyordu. Böyle bir tarzda görüntüyle sesi farklı düşünmüyoruz. Video dediğimizde, ses ve görüntünün birlikteliği anlamına geliyor. Anlamı daha önce videonun görüntüsü ve sesi kurarken, şimdi artık söz merkezli bir montaj biçimine geçmiş. Burada artık görüntü kendisi doğrudan konuşan ve derdini anlatan bir araç olmaktan çıkmış, tamamıyla söylenecek olan sözlerin ya da okunacak olan metnin…

Zor Zamanlarda Toplumsal Mücadeleye Dair Film Yapmak Üzerine / On Making Films About Social Struggles in Difficult Times
(Scroll down for English) Zor Zamanlarda Toplumsal Mücadeleye Dair Film Yapmak Üzerine Önyargısı bol ve keskin bir yorum: “Politik mücadele veren aktivistlerin arasına giren sanatçılar /sinemacılar kimi zaman bal kovanına giren eşek arısı gibidirler”: Dayanışma topluluklarına katıldıklarında her toplantıda bu mücadelenin filmini ya da sergisini yapmanın ne kadar önemli olduğundan, daha çok kişiye ulaşmak için bunun gerekli olduğundan bahsederler ve zamanla bu fikre mesafeli yaklaşan kişileri de ikna ederler. Bir süre sonra sadece bu konuda üretilecek film ya da sanat çalışmaları için bu aktivist grup toplantılar yapmaya başlar. Sonuçta bu mücadelenin en önemli amaçlarından biri de sesinizi bu medya cangılında duyurabilmektir. Bu üretimin nasıl gerçekleşeceği konusunda gönüllü hareket etmek gerektiğinin altı çizilir, ancak çalışmanın “profesyonel” olup olamayacağına dair şüpheler de…

Unut Tamam / Forget Alright
(Scroll down for English) Unut Tamam Kaydettiğin her görüntünün bir sıcaklığı var. O sıcaklık bazen ısıtıyor. Tüm duyularının geniş açılı ve zamansız hafızası yerine, kadrajın daraltabileceğin ve süresi kısıtlı hafızasına güvenmek, bir tür hafıza temizliği. Yanlış yerde ve zamanda bu kayıtları ortaya çıkartırsan o sıcaklık yakıyor, bunaltıyor, nefes aldırmıyor. Doğru zamanı da kendinle, düşündüklerinle başbaşa kalma halin söylüyor. Bir filmin ilk ve bazen de son izleyicisinin sen olduğunu düşünerek, kaygı yerine merakla kaydettiğin hafızaya geri dönme gücü bulmak, kurguya ve yazmaya tekrar oturmak. İlk başta tepkisel olduğumu anımsıyorum böylesi hatırlama pratiklerine karşı. Herkesin mutlu göründüğü anların fotoğraflarına bakarken içimden mırıldanırdım. “Orada aslında hiç mutlu değildim” Sonrasında aslında mevzunun tam anlamıyla bu olduğunu hissettim. Kolektif hafıza kayda gireceği için düşüncelerine ve…

Oktay İnce ve Nuray Türkmen’in “Tekel Direnişi” Kurgusunda Zamanı Kaydetmek Üzerine Video-Mektup / Video Letter on Recording Time in Oktay İnce and Nuray Türkmen’s “Tekel Resistance” Montage
(Scroll down for English) Oktay İnce ve Nuray Türkmen’in “Tekel Direnişi” Kurgusunda Zamanı Kaydetmek Üzerine Video-Mektup Tekel Direnişi kayıtlarından yaptığın kesiği izlerken hissettiğim, izlenecek bir görsel kaydın ötesinde bir anlatıya denk geliyor benim için. Bu anlatı bildik anlamda film/belgesel yapma fikrinden gittikçe uzaklaşmanın da oluşturduğu bir dil. Kayıtları izlemek, o an yaşanırken hissedilen duygudan ilk uzaklaşma – epik bir dilde söylersek masumiyetin yitirilmesi – gibi geliyor bana. Kameranın kayda geçtiği an bir filmin başlangıç anı olunca o ana kadar kaydedilmeyen “gerçek”, kaydın başlamasından itibaren “doğruya” dönüşüyor. Kayıt başlayınca özneler, tümleçler, bağlaçlar, eylemler daha akıcı birleşiyor, sanki o türküdeki ses daha da yakıcı oluveriyor. Kayıtta ve o an olması gerekene doğru ilerliyor kaydeden kişi, olanla vedalaşarak. Ne kadar uzaklaşacağı ise kaydeden…

Görüntünün Özü ve Görsel İstifçiliğe Dair Video – Diyalog / The Essence of the Image and a Video Dialogue on Visual Hoarding
(Scroll down for English) Görüntünün Özü ve Görsel İstifçiliğe Dair Video – Diyalog Oktay İnce: Ben, görüntünün özünden bahsediyorum ama bu öz kaydedenden gelen değil, bizzat görüntünün kendisinden gelen bir şey. Bir öz var, yani altında bir ses var, akan bir bir ses var. Sonuçta mesela gökkuşağı bayrağını gördüğün zaman, bir yürüyüşte ya da başka bir yerde, o görüntünün kaydediliyor olmasının getirdiği bir mesele var. İşte öz dediğim O’dur Alper Şen: Bu öz, buluntu görüntü için de geçerli. Kayıt bile değil, televizyon aslında. Oİ: Evet. Dediğim öz o. Benim kattığım bir şey değil. Zaten görüntüden gelen bir şey, kameraya ya da kayda giren bir şey. Sen bu özle çatışırsın, veya o özle birlikte paralel gidersin. Onu sen bilirsin. Onu o…
Metinler